Öğr. Gör. Dr. Taner EROL

Öğr. Gör. Dr. Taner EROL

Bir Simit, Bir Fotoğraf, Bir Gerçek

Kahvenin kırk yıl hatırı olduğu yerde, bir bardak çayın muhabbeti; bir tas çorbanın anlamı vardır. Böyle bir kültürde, bir simidin de azımsanmayacak bir yeri olduğunu kabul etmek gerekir. Her bölgenin kendine has bir simidi vardır ama Rize simidi, kendine özgü yapısıyla ayrı bir yerde durur.

Sıcak sıcak çıktığında beş on tane yemek işten bile değildir. Biraz bekleyip kuruduğunda yemesi zorlaşır ama o çıtırlığı da başka bir keyif verir. Çayın yanında, hele bir de kaşarla birlikte, oldukça iyi gider. Görünüş olarak ilk tercih olmayabilir, kabul; ama tadına varan için vazgeçilmezdir.

Cumhurbaşkanı’nın simide ayrı bir parantez açması da bu doğallığın bir yansımasıdır. Sadelik, samimiyet ve halkla kurulan bağ… Aslında mesele tam da burada başlıyor.

Yaklaşık çeyrek asırdır siyasi hayata damga vuran bir liderin en belirgin özelliklerinden biri, halkla kurduğu doğrudan ilişkidir. Camide cemaatin arasına karışması, mahallede kapı önünde komşularıyla oturması, çocuklara harçlık vermesi… Bunların her biri tek başına bir mesajdır:

Halktan uzak olmayan, halkla iç içe bir lider profili.

Ancak sahadaki bazı uygulamalara bakıldığında, bu doğallığın yeterince yansıtılamadığı görülüyor. Cumhurbaşkanı halkın içine girmeye çalışırken, birilerinin onu halktan uzak tutmaya çalışması ciddi bir çelişkidir. Araya konulan mesafeler, oluşturulan yapay bariyerler, sadece görüntüyü değil, gerçeği de perdelemektedir.

Cumhurbaşkanı’nı halkla buluşturmak, sadece bir organizasyon meselesi değil; aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü halkın içinde olmayan, halkı tam anlamıyla göremez. Oysa bir şehri yönetmenin, bir ülkeyi anlamanın yolu doğrudan temasla mümkündür.

Bugün ne yazık ki bazı çevrelerin önceliği bu temas değil, fotoğraf kareleridir. Cumhurbaşkanı ile aynı karede yer almak, o fotoğrafı paylaşmak adeta bir başarı ölçütü hâline gelmiştir. Oysa mesele bir kareye girmek değil, o karenin hakkını verebilmektir.

Toplumun önünde olanlar, yönetenler; Cumhurbaşkanı’na proje sunmalı, şehrin ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeli, sorunları gizlemek yerine ortaya koymalıdır. Gerçekler sümen altı edilirse, üzeri örtülürse, bunun bedelini herkes öder.

Kapalı kapılar ardında eleştirip, açık alanda o kareye girmek için çaba sarf edenlerin varlığı da ayrı bir sorun alanıdır. Siyasette samimiyet, duruşla ölçülür; fotoğraflarla değil.

Son söz şu:

Rize için bir fotoğraf veriliyorsa eyvallah. Ama bu, şahsi hevesler uğruna yapılıyorsa, işte orada durup düşünmek gerekir.

İşimizi yapalım.

Toplumun önünü açalım.

Bırakalım vatandaş, Cumhurbaşkanı’na doğrudan ulaşabilsin.

Çünkü halkın içinde olan, halkı görür.

Ve asıl mesele de tam olarak budur

Önceki ve Sonraki Yazılar